Yeşil Perde mi, Yeşil Film mi? Türkiye’nin İlk Ekolojik Sürdürülebilir Filmi

Yeşil Perde mi, Yeşil Film mi? Türkiye’nin İlk Ekolojik Sürdürülebilir Filmi

“Yeşil Perde” greenbox ve greenscreen olarak kullanılan kavramların Türkçeleştirilmiş hali. Yeşil perdenin temel kullanım amacı, fotoğraf ve videoda arka planda bulunan görüntünün silinip yerine başka bir görüntünün koyulmasını sağlamak. Yani orada olmayan bir şeyi oradaymış gibi göstermek. Tam sinema sanatına uygun bir aldatmaca aslında…

Yeşil perde; sinema perdesinde bizlere sunulan büyülü, ihtişamlı ve gösterişli dünyanın ardında yatan illüzyonun en büyük parçası. Endüstrileşmiş sinema kültürünün medarı iftiharı. Büyük stüdyo sahiplerinin velinimeti.

Tek bir film ile milyarlarca dolarlık hasılat edilen bir endüstride “yeşil perde” film yapım sürecinin olmazsa olmaz elementlerinden biri. Peki sinema sektörünün paydaşları, yeşil perde için harcadıkları enerjinin yüzde kaçını “yeşil film” yapmak için harcıyorlar?

Bunu sormadan önce aslında “yeşil film” derken neyi kastediyoruz, belki ondan bahsetmeliyiz önce.

Yeşil film; film yapım süreçlerinde sette kullanılan malzemelerden başlayarak ulaşım, konaklama, kostüm, makyaj gibi alanların hepsinde ekolojik sürdürülebilirliğin gözetilmesini kapsıyor. Üretime dayalı ekonomik sistemde doğada yaşanan tahribattan film endüstrisi de azade değil. Dolayısıyla film üretirken de ekolojik dengeyi gözeterek hareket etmek gerekiyor.

Türkiye’de bu alanda farkındalık yaratacak ilk adımı atan sinemacı Reha Erdem oldu.

İlk filmi A Ay (1988) ile film yapma yolculuğuna başlayan Reha Erdem;  Kaç Para Kaç (1999), Korkuyorum Anne (2004), Kosmos (2009), Şarkı Söyleyen Kadınlar (2013) gibi birçok kaliteli filme imza attı.

Reha Erdem yeni filmi “Neandria” ile Türkiye’nin ekolojik anlamda ilk sürdürülebilir filmini yaptı. Türkiye sinemasında yenilikçi ve sürdürülebilir bir hareketin öncüsü oldu.

Türkiye’nin ilk ekolojik sürdürülebilir filmi olan Neandria’nın çekimlerinde;

  1. Jeneratör kullanılmadı.

Bu sayede 3600L mazot kullanımından tasarruf edildiği gibi, 9 buçuk ton karbondioksit salınımının da önüne geçilmiş oldu.

  1. Basılı kağıt kullanılmadı.

Başta senaryo olmak üzere film yapım sürecindeki takvim ve programlar da dijital ortamda paylaşıldı.

  1. Atıklar geri dönüşüm için ayrıştırıldı.

Çekim süreci boyunca bütün atıklar ayrıştırılarak geri dönüşüme kazandırıldı.

  1. Plastik ‘kullan at’ malzemeler kullanılmadı.Tek kullanımlık pet şişe gibi malzemeler yerine matara gibi sürekli kullanılabilen malzemeler tercih edildi. Böylelikle 7000’den fazla pet şişe ihtiyacı yok edilmiş oldu.

Yapımcılığını Ömer Atay’ın üstlendiği Neandria filminin yapım süreci ile Reha Erdem bizlere ekolojik sürdürülebilirliğe dair önemli bir mesaj vermiş oldu böylelikle:

Gerek günlük hayatımızda, gerek iş hayatımızda doğadan yana tavır almak hiç de zor değil aslında. Ekolojik dengeyi sağlayacak bir hayat akışı oluşturmak, bu bilinçle alışkanlıklarımızı şekillendirmek zannedildiği kadar zahmetli değil.

Bundan sonraki süreçte de Türkiye ve dünya sinemasında dileriz ki “yeşil film”lerin sayısı her geçen gün artar…

Bir yanıt yazın