Yaşamsal Bir Beceri: Öz-Düzenleme

Yaşamsal Bir Beceri: Öz-Düzenleme

Dünya tarihi Mart 2020’de başlayıp Mayıs 2021’de hala devam eden bir virüs salgınını kayıt ediyor. Biz de bu salgının baş aktörleri olarak rol aldık. Gel gör ki bu rol, oynanması hiç de kolay olmayan bir rol oldu. Hepimizin yaşadığı hayat birden bire tersine döndü. İş hayatı, ev hayatı, sosyal hayat fazlaca karıştı. Bilmediğimiz bir hayat yaşamaya başladık. Öncelikle son derece ciddi bir kaygıya kapıldık. Kendimizin ve sevdiklerimizin sağlığı tehlike altındaydı. Bilinmezlikle karşı karşıya idik ve bunu yenip yenemeyeceğimizi bilmiyorduk. Hala aynı durum devam etse de bazı deneyimler edindik ve yol aldık. Bilimsel çalışmalardan ümitli ve normal yaşama geçeceğimize inanarak direniyoruz.

Bu bilmediğimiz hayat bizde bazı alışkanlıkların değişmesine, bazı becerilerin gelişmesine sebep oldu. Yeterince gelişmemiş becerilerimizin sonuçları ile mücadele etmek zorundayız. Bunlardan ilk aklıma gelenleri sıralamak isterim.

  • Uyum sağlama
  • İç motivasyon
  • Esneklik
  • Sorun çözme
  • İletişim
  • Dijital vatandaşlık yani bilgisayar okuryazarlığı, teknolojiyi etkin kullanma
  • Duygu düzenleme
  • Stresle başa çıkma
  • Günlük rutinleri düzenleme (Uyku, beslenme, günlük hayata dair davranışların rutinini dengeleme)
  • Sosyal ilişkileri yürütme

Bu başlıklara daha fazla madde eklenebilir. Ancak tümüne şöyle bir baktığımızda aslında bu başlıkların insanların öz-düzenleme becerileri ile ilgili olduğunu görüyoruz. Öz-düzenleme, duygusal, sosyal ve bilişsel becerilerle ilgilidir. Kişinin duygularını, sosyal ilişkilerini, düşünme ve öğrenme davranışlarını yönetebilmesi anlamına gelir. Yaşadığımız bilinmezliklerle dolu güç süreçte, öz-düzenleme becerisi daha çok gelişmiş olan kişiler bu durumla baş etmekte daha yüksek performans gösterebildi. Kimi çok zorlanmaya devam ediyor, kimi zamanla kendinde ait bir strateji geliştirdi. Öz-düzenleme davranışlarını gerçekleştirebilenler duruma göre daha hızlı bir değişim yarattılar.

Peki, nasıl gelişir bu beceriler? Temel beceriler arasında yer alan öz düzenleme becerilerinin gelişimi erken çocuklukta başlar. Doğumdan itibaren bebek 3 yaşa kadarki süreçte dürtülerine göre tepkiler veriyor, ihtiyaçları karşılanıyor. Zamanla hangi ihtiyacını nasıl bir tepki ile ifade edeceğini, neyi ne kadar yapabileceğini bakım veren kişilerden öğrenerek düzenlemeye başlıyor. 3 yaştan sonra artık duygularını yönetmeyi öğrenme aşamasına geliyor. Duygularını zaman zaman ağlayarak, vurarak, bağırarak anlatırken; kendini ifade etme becerisi, kelime dağarcığı geliştikçe sözel olarak ve sosyal öğrenme ile kabul edilebilir davranışları sergilemeye başlıyor. Yani duygusal düzenleme, zamanla bilişsel ve sosyal düzenlemenin beraberinde gelişiyor.

Son yıllarda Rimm-Kaufman ve diğerlerinin yaptığı çalışmalar, öz-düzenleme becerisinin düzeyi ile okul başarısı ve okula uyum arasında pozitif yönde ilişki olduğunu göstermiştir. Okul öncesi dönemde öz-düzenleme, okula hazırbulunuşlukla da yakından ilişkilidir. Okul öncesi dönemde öz-düzenleme problemi yaşayan çocukların, ilkokulda öğretmenleriyle, arkadaşlarıyla ve akademik işlerle ilgili sorunlar yaşama olasılıkları yüksektir. (Seda & Ece, 2019)

Ebeveynlerin, öğretmenlerin tutum ve davranışları bu becerilerin gelişiminde çok etkilidir, sosyal öğrenme önemli yer tutar.

Okul öncesi eğitim kurumuna gelene kadar ailede verilen eğitimde nelere dikkat etmek gereklidir? Duygusal düzenleme gelişimi için;

  • Duygu ifadelerinin kullanımı
  • Çocuğa duyguların aktarımında kelimelerin kullanımı
  • Çocuğun kendini ifade etmesini destekleme
  • Yaşadığı duyguların anlaşıldığını hissetmesi
  • Sorun durumlarında kullanılan barışçıl ve çözüme yönelik yaklaşım
  • Olumsuz duygularla baş etmekte hangi tutumların tercih edildiği
  • İsteğini erteleyebilme becerisi
  • Sebat gösterme

Sosyal davranışların düzenlenmesi için:

  • İletişim becerileri
  • Çevresel farkındalık
  • Sosyal duyarlılık
  • Etik anlayış
  • İlişki yönetiminin nasıl sağlandığı
  • Kendine ve diğerlerine karşı sorumluluklarını bilmesi
  • Dıştan kontrol olmadan iç kontrol ile davranabilmesi

Düşünme becerilerinin düzenlenmesi için:

  • Öğrenmeye istek ve merak duyması için içinde bulunduğu ortam
  • Yapacağı bir iş için odaklanma ve yaşına uygun sürede odakta kalması
  • Sorma ve sorgulamasının desteklenmesi
  • Bilişsel gelişim basamaklarında üst bilişsel düşünme becerilerine ulaşabilmesi için neden-sonuç ilişkisi kurma, akıl yürütme, sorun çözme, yaratıcı düşünme gibi becerilerinin desteklenmesi
  • Kendi yaptığı işi değerlendirebilme sayılabilecek

Okul öncesi eğitim kurumunda bu becerilerin gelişimini desteklemek için neler yapmak gerekir?

Aslına bakarsanız, okul öncesi eğitimin temel aldığı beceriler ve kazanımların çoğu bu sıraladıklarımın içindedir. Hem ailelerin hem okul öncesi kurumların hem de okulların en temel hedeflerinden biri çocukları kendi işlerini kendileri yapabilen yani bağımsız bireyler olma yolunda desteklemektir. Kendi işini yapabilen yani bağımsız olan çocuklar duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını, başkasının yardımı olmadan, kontrol edebilen çocuklardır. (Seda & Ece, 2019)

Erken çocukluk döneminde çocuğa kazandırdıklarımız yetişkinlikteki becerilerinin temelini oluşturur. Bunun için okulda yapılması ilk akla gelenler:

Duygusal düzenleme gelişimi için;

  • Duygularını ifade etmesi için desteklemek
  • Dili kullanarak duygusal tepkiler vermesi için rehberlik etmek
  • Karşısındakinin durum karşısındaki duygusunu anlamasını sağlamak
  • İç kontrol yapabilmesinin önemini anlamasına destek vermek

Sosyal davranışların düzenlenmesi için:

  • Kuralların neden var olduğunu anlamasını sağlamak
  • Kuralların oluşturulmasında katılımını desteklemek
  • Problem çözmeye odaklanmak
  • İşbirliğine sayalı eğitim ortamı sağlamak

Düşünme becerilerinin düzenlenmesi için:

  • Soru sorma becerisini desteklemek
  • Neden-sonuç ilişkisi kurması için ortam yaratmak
  • Sorgulama becerisinin gelişimine hizmet etmek
  • Üst bilişsel düşünme becerilerine ulaşabilmesi için düzenlemeler yapmak
  • Öğrenme stratejilerini deneyimlemesini sağlamak

“Okul öncesi ve anaokulu çocukları hem sosyal hem de bilişsel alanlarda gittikçe artan istemli içsel öz-düzenlemeye sahiptir. Giderek çeşitlenen durumlarda ve artan güvenilirlikle duygusal tepkilerini yönetebilir, yaşına uygun kural ve yönergelere uyup, problem çözme ve uzmanlaşma gerektiren görevleri bağımsız olarak yürütebilirler. Ek olarak, diğer çocuklarla ilgilenir ve başarılı ve işbirliğine dayalı sosyal etkileşimler için öz-düzenleyici stratejiler geliştirirler. (…) Eğer çocuklar kendilerini yetkin hissederler ve kendilerini yönlendirebilirlerse, bu dönemde aynı zamanda öz-düzenleme motivasyonu artar.” (Bronson, 2019)

Çocuktur anlamaz denilen, yapamaz deyip kendisinin yapmasına izin verilmeyen, fazlaca koruyup kollanan çocukların bu becerileri yeterli gelişime ulaşmaz. Böylece yetişkin olduklarında; kendini yeterince ifade edemeyen, bağımlılıkları olan, kendi ihtiyaçlarını karşılamakta destek arayan, kendisinin yapabildiklerinin ve yapamadıklarının farkında olmayan bireyler olabilirler. Bilişsel olarak sorun çözemeyebilir, başladığı işi bitiremeyebilir, yaptığı işi değerlendiremeyebilir, sorgulamaya ve üretmeye meyilli olmayabilirler. Sosyal olarak girişimciliğe karşı korku ve kaygı duyan, olumsuz yaşantılarda veya geribildirimlerde yıkılıp yeniden başlayamayan, sorumluluk alamayan, toplumsal olaylara karşı duyarsız, birlikte yaşamın gerektirdiği kurallara kendiliğinden sahip çıkamayan, dıştan denetimli, bireyler olarak karşımız çıkabilirler.

Onun içindir ki, ailelere çocuklar sınırlar içinde güvende hisseder, sınırlarını çizin diyoruz. Onun içindir ki, net ve kararlı olun belirsizlikler karşısında çocuk nasıl davranacağını bilemez diyoruz. Onun içindir ki günlük rutinler önemlidir (uyku saati, yemek saati gibi) hep bir düzen içerisinde gitsin diyoruz.

Onun içindir ki öğretmenlere çocuklar sorsun, sorgulasın, araştırsın, söylesin diyoruz. Onun içindir ki bir sınıfta herkes birbirinin hakkına saygı duymayı, sorunlara çözüm getirmeyi öğrensin diyoruz. Onun içindir ki, birey olarak varlığına saygı duyulduğunu, biricik ve değerli olduğu hissetsin diyoruz. Onun içindir ki çocuklar denesin, yanılsın, yine denesin yılmasın diyoruz.

 

Kaynakça

Bronson, M. B. (2019). Erken Çocuklukta Öz-Düzenleme. Ankara: Eğiten Kitap.

Seda, S., & Ece, G. (2019). Yaşamın İlk Yıllarında Özdüzenlemenin Gelişimi. H. G. Ogelman içinde,

Erken Çocukluk Döneminde Gelişim (s. 567-583). Ankara: Eğiten Kitap.

Bir yanıt yazın