Çocukların Korunması

Çocukların Korunması

Okullarımızda çocuklarımızın gelişimlerini her yönüyle desteklemek için çeşitli çalışmalar yaparken temeline “çocukların korunması” ilkesini koyarız. YÖM Okulları olarak duyarlı olduğumuz çocuk koruma konusu üzerine sıklıkla konuşuyor, üzerine düşünüyor, çalışmalarımızı da bu eksende değerlendiriyoruz. PDR Birimi olarak bizler de okulumuzda bu denli önemli olan çocukların korunması ilkemiz hakkında yazmak istedik.

Yazımıza çocuğu tanımlayarak başlamak istiyoruz. Türkiye’nin de imzalamış olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, 18 yaşına kadar tüm bireyleri çocuk olarak kabul eder. Çocukların ihtiyaçları yetişkinlerin ihtiyaçlarından farklıdır. Dolayısıyla bu ihtiyacı karşılamak ve çocukların gelişimini her anlamda desteklenmesini sağlamak amacıyla “çocuk hakları” kavramı karşımıza çıkar. En ana hatlarıyla 4 temel haktan bahsederiz.

1. Yaşam Hakkı: Çocukların fiziksel sağlığını tehlikeye atan her durumdan korunmasını sağlamak, sağlıklı olmaları için gerekli tedavilerin yapılması, sağlıklı beslenmesi, hijyen içerisinde yaşaması ve giyinmesi gibi örnekler yaşam hakkını oluşturur.

2. Korunma Hakkı: Çocukların her tür tehlikeden, sağlıklarını tehlikeye atacak riskli durumlardan korunması, şiddet içeren durum ve davranışlara maruz kalmaması, gelişimlerine (zihinsel, fiziksel, duygusal, sosyal) zarar verecek her tür durumdan korunması korunma haklarıdır.

3. Gelişim Hakkı: Çocukların kendi gelişim özelliklerine ve ihtiyaçlarına uygun, kaliteli eğitime ulaşması, bu eğitimin yaşamın her anında korunması ve devam etmesi, gelişimlerini destekleyecek sevgi ve ilgi dolu ortamlarda bulunması gelişim hakkına örnektir.

4. Katılım Hakkı: Çocukların kendilerini ilgilendiren konuların karar alma süreçlerine dâhil olması, görüşlerinin alınması, bu görüşlerin dikkatle dinlenip değerlendirilmesi katılım hakkına örnektir.

Tüm bu hakların engellenmesi veya bu haklardan yararlandırılmaması ihmal ve istismar kavramlarını karşımıza çıkarır. Her ne kadar gündelik kullanımda benzer kavramlar gibi kullanılsa da birbirinden farklı tanımlamalara sahiptirler. “İhmal“, yapılması gerekenin yapılmaması olarak tanımlanırken, “İstismar“ yapılmaması gerekenin yapılmasıdır. Burada vurgulanması gereken yapmaması gerekeni yapan veya yapması gerekeni yapmayan bir yetişkinin niyetinin tanımları değiştirmediği, önemli olanının çocuğun üzerindeki etkisinin olduğunu bilmektir. Yani, her ne kadar yetişkinin bir davranışta bulunurken niyeti iyi de olsa eğer yapılan/yapılmayan o yetişkin davranışı çocuğu olumsuz etkiliyorsa bizim için ihmal ve istismar kavramları içerisine girer.

Kuşkusuz ihmal ve istismara maruz kalan çocukların gelişimleri olumsuz etkilenir. Araştırmalar, ihmal ve istismara maruz kaldığı dönemin üzerinden yıllar da geçse çocuklarda bu olumsuz etkilerin devam ettiğini, bu çocukların şiddet eğilimlerinin arttığını göstermektedir. Her çocuğun bedensel, zihinsel, sosyal-duygusal gelişimini desteklemek, gelişimin herhangi bir alanında riskli bir durum varsa buna müdahale etmek, çocuklarımıza güvenli ve ilgili bir yaşam ortamı sunmak yetişkinler olarak hepimizin sorumluluğundadır. Bu sorumluluklarımızı yerine getirmek için de ihmal ve istismar kavramlarının özümsenmesi, sadece çocuk özelinde değil kendi hayatlarımıza da dönerek ihtiyaç durumunda iyileştirmeye gidilmesi gerekmektedir.

İHMAL TÜRLERİ

Çocuklara karşı olan sorumluluğumuzu yerine getirmediğimizde, onların sosyal-duygusal, fiziksel ihtiyaçlarını görmediğimizde bu yapılan “ihmal” olarak tanımlanır.

1. Fiziksel İhmal: Örneğin, üstü ıslak veya terlemiş bir çocuğun kıyafetinin değiştirilmemesi, kısa bir süre de olsa sınıfta bir yetişkin olmadan sadece çocukların kalması, düşme riski olan bir eşyanın sınıf içerisinde sabitlenmemesi, bir etkinlik yaparken tüm sınıfı görülecek şekilde konumlanmamak fiziksel ihmale örnektir.

2. Duygusal İhmal: Çocukların sevgi ve ilgiye olan ihtiyaçlarının görülmemesi, çocuğun gelişimini etkileyen bir durumdan şüpheleniyorsa bunun takibini yapılmaması, okul ile ilgili olmasa da çocuk ev içerisinde şiddet görüyorsa sessiz kalınması, çocuğun uzun süreler televizyon/tablete maruz kalındığı biliniyorsa durumun ciddiyetinin aile ile paylaşılmaması duygusal ihmaldir.

3. Eğitimsel İhmal: Bir çocuğun gelişimsel özelliklerinin, mizacının, yaşam şartlarının bilinmemesi, çocuğun yaşına ve gelişimine uygun eğitimin verilmemesi, aile ile görüşmelerinin yapılmaması, çocuğun özel bir gereksinimi varsa bunun fark edilmemesi ve uygun eğitim imkânının sağlanmaması, çocuğun oyun hakkının öneminin fark edilmemesi, çocuğun özel bir ilgi varsa bu konuda destek verilmemesi veya yönlendirme yapılmaması eğitimsel ihmal için örnektir.

İSTİSMAR TÜRLERİ

Çocuğun psikolojik ve fizyolojik sağlığını olumsuz yönde etkileyen ve her tür davranışı ”istismar” olarak tanımlanır.

1. Fiziksel İstismar: Çocuğa her tür fiziksel şiddet içeren davranışlarda bulunmak (vurmak, saçını çekmek, itmek vs.) fiziksel istismardır.

2. Duygusal İstismar: Çocuğun hoşuna gitmeyecek isim takmak (yaramaz, uykucu, mızmız gibi), dalga geçmek, aşağılamak, başka çocuklarla kıyaslamak, tehdit etmek, yapabileceği şeyleri çocuğun elinden almak ve gelişimini engellemek, sınır olmayan güvensiz bir ortam yaratmak duygusal istismara örnektir.

3. Ekonomik İstismar: Çocuk üzerinden para kazanmak, çocuğun para kazanmasını beklemek ve çalıştırmak, para kazanmayacak da olsa ev içerisinde yaşından büyük sorumluluk vermek (örneğin, bir çocuktan yatalak bir aile üyesine bakım vermesini istemek) çocuğa ait bayram harçlığı gibi paraların çocuğun bilgisi ve onayı olmadan harcanması ekonomik istismara örnektir.

4. Cinsel İstismar: Çocukların cinsel içerikli görüntü ve seslere maruz kalması, bir yetişkinin çocuğun cinsel organlarına ellemesi, kendi cinsel organlarına çocuğun ellemesini istemesi, herhangi bir temas olmasa bile çocuktan cinsel içerikli taleplerde bulunulması, çocukların erken evlendirilmesi cinsel istismara örnektir.

Her tür ihmal ve istismar durumları için okullarımızda çalışmalarımızı titizlikle yürütüyoruz. Ancak bu konuda duyarlı biz yetişkinlerin çocuklara dair sorumluluğu okul ile sınırlı olmuyor. Kimi zaman şiddete uğrayan çocuk, her gün gördüğümüz bir komşumuz, kimi zamansa hiç tanımadığımız ve yolda karşımıza çıkan bir çocuk oluyor. Bizlere düşen ise bütün çocuklarımızı her ortam ve durumda korumak oluyor.

Yaşanan şiddet durumlarını bildirmek için gerekli olan irtibat numaralarının başında Alo 183 (Kadın, Çocuk ve Sosyal Hizmet Danışma Hattı) ve Polis 155 geliyor. Ancak resmi kurumlara şikayet etme konusunda biz yetişkinlerin de çeşitli endişeleri olabiliyor. Bu endişenin sebebi çoğunlukla kimliğimizin açığa çıkması ve ardından bizim alabileceğimiz risk oluyor. Oysa şikayetlerimizde kimliğin gizliliği korunuyor.

Hiçbir şiddet bizim duyarlılığımızdan daha güçlü değil.

Her çocuğun gelişimlerini destekleyen ortamlarda büyümesi dilediğiyle…

YÖM Okulları PDR Bölümü

Bir cevap yazın