Çocuğunuzun Ne Olmasını İsterdiniz?

Çocuğunuzun Ne Olmasını İsterdiniz?

Amerika Birleşik Devletleri cumhurbaşkanlığını üzerine aldığı yıl öldürülen James Garfield daha önceleri bir üniversitede rektörlük görevini yürütüyordu.

Bir gün çocuğunu üniversiteye kaydettirmek isteyen bir anne James Garfield’in kapısına dayandı. Sıkntısı her halinden bir belli olan anneyi Garfield hiçbir tepki vermeden karşıladı.

Anne, Garfield’a “Rektör bey, dersleri biraz basitleştiremez misiniz? Benim çocuğum programdaki derslerin hepsini takip edemez. Çünkü bir an önce üniversiteyi bitirmek istiyor da.”

Rektör Garfield, kadının yüzüne hafif bir gülümsemeyle baktı ve “Evet hanımefendi bu mümkün.” Beklemediği bir cevap alan kadın şaşkınlık ve mutluluk içindeydi. Garfield konuşmasına devam etti : “Fakat size şu soruyu sormam gerekiyor. Çocuğunuz ne olmak istiyor? Sizin de bildiğiniz gibi Tanrı bir meşe ağacını yüz senede yetiştirirken, bir kabak için yalnızca iki ayı yeterli buluyor… Çocuğunuz bunlardan hangisi olmak istiyor?

Yukarıda görüldüğü gibi durumun ana karakteri olan bir üniversite öğrencisi tamamen sonuca odaklanmış durumda (ki anne de bu durumun kaynaklarından biri gibi duruyor:).

Peki, Çocuk Neden Meşe Ağacı Olmaktansa Bir Kabak Olmayı Tercih Ediyor?

Dünyanın en tehlikeli şeyi bir uçurumu, iki adımda aşmaya çalışmaktır. – Lord George

“Mükemmeli Aramak – Mutluluğunun Önündeki Duvar” adlı kitabında Dr. Tan Ben-Sahar bu durumun en önemli sebeplerinden biri olarak insanların mükemmeliyetçi bir zihniyete sahip olmaları olduğunu belirtiyor. Dr.Tan-Sahar’a göre, insanların bu anlayıştan dolayı sonuca odaklanıp süreçteki gelişimin ve asıl kazanımın sonuca giden yoldaki adımlar olduğunu göz ardı ettiklerini belirtiyor. Bunun temel nedeninin ise süreç içerisindeki dolambaçlı, engebeli ve bilinmeyen yollardan korkma ve başarısızlık riskine karşı yüksek düzeyde bir kaygı geliştirdiklerinin olduğunu vurguluyor.

Bundan dolayı, çevremizde de gözlemleyebileceğimiz gibi mükemmeliyetçi insan tipi sonuca giden en kısa yolu seçerek zorluk ve başarısızlık riskini her zaman en aza indirmeye çalışırlar. Bu kısa yolun ise genel olarak iyi, etik veya ahlaki olup olmadığını umursamayabilirler veya onlar için bu kavramlar sonuca dikilen gözlerin arkasında kalır.

İnsan yetiştirme anlayışımız mükemmeliyetçi zihniyeti destekliyor…

Ailede başlayarak okulda devam eden eğitim anlayışının, mükemmeliyetçi zihniyeti büyük oranda desteklediğini gözlemleyebiliriz:

  • İyi bir şey yaparsan tebrik edilir. Kötü bir şey yaparsan azarlanırsın. Fakat ikisinde de süreçte neler yaptığın önemsenmez.
  • Eğer sorumluluklarını yerine getirirsen “….” alırsın. (“….” çoğu zaman sorumlulukla pek ilgisi olmaz. Sorumluluğunu yerine getirme zevkine odağın yöneltilmesi gerekirken, odak sonuçta alacağın “…..” çevrilir. Yani sorumluluk önemsizleşir.)
  • Okul hayatındaki çoğu başarı sınavlar sonundaki sayılarla ölçülür. Hatta hayatını belirleyecek mesleklere girmen 5 şıktan en fazla olarak hangisini doğru seçtiğinle ilgilidir.
  • Hedefe giden en kısa yol öğretilir veya çevrede görünenlerle (kısacası “çakallık” diye tabir edilen davranışlarla) zihninde bu durum modellenir.

Bizden bir örnek: *Yazının başında verilen anekdotta, Rektör Garfield’in yaşadığı durumu okuyunca aklıma ilkokula alınma yaşının ülkemizde ilk 5,5’a düştüğü dönemler geldi. İlk sene rapor alıp veya başka yollarla, ikinci senesine (hatasını anlayan devlet büyüklerimiz) çocuğunu erken yaşlarda ilkokula yazdırıp yazdırmamayı aile tercihine bırakmıştı. Bütün uzmanların bas bas bağırarak o yaşlarda çocukları ilkokul sıralarına oturtmanın yanlış olduğunu söylemesine rağmen, çoğu anne baba kritik bir karar alarak çocuklarını 5,5 yaşındayken ilkokul sıralarına oturttular. Bunu yaparken genel anlayış: “Çocuğum diğerlerinden geri mi kalacak?” oldu… Sonuca baktığında; evet şimdi o çocuklar yaşıtlarına göre daha erken okuma yazma öğrendiler fakat sürece baktığında çoğu öğrenci sosyal ve duygusal açıdan çeşitli yaralarla bu süreçten ayrıldılar (Belki de tüm yaşamları boyunca izlerini taşıyacakları yaralar…).

Tüm bunlar mükemmeliyetçi zihniyeti destekleyen eğitim anlayışları ve davranışlarımızın ufak birkaç örneği… Eminim sizlerin aklına gelen birçoğu vardır.

Mükemmeliyetçi Zihniyete Karşı Gerçekçi İyimserlik Anlayışı

Dr. Tan-Sahar insanların bu anlayışının yarattığı yanlış yollar, seçimler ve mutsuzluktan kurtulmaları için gerçekçi iyimserlik anlayışı benimsenmesi gerektiğini vurguluyor. Gerçekçi iyimser, her şeyden önce sonuçta elde edeceğindense o sürece giden yolda ne kadar geliştiğine, nelerle karşılaştığına, kısacası yolculuğun kendisine odaklanacağını belirtiyor. Ve süreç içerisinde doğru ve uzun yolu kullandığımızda elde edeceğimiz başarısızlık durumlarıyla ilgili olarak gerçekçi iyimserlik anlayışıyla ilgili şunları belirtiyor:

Gerçekçi iyimser başarısızlığı hayatın doğal bir parçası olarak kabul eder ve başarısız olmayı başarıyla yakından ilişkili bir yaşantı olarak görür.  Ayrıca acı veren duygular gerçekçi iyimser için hayatın bir parçasıdır. Bundan dolayı, gerçekçi iyimser varılacak hedeften çok, hayat denen yolculuğa odaklanmış olduğu için zamanının büyük bölümü olumlu ruh haliyle geçirir.”

Çocuklarımıza Gerçekçi İyimserlik Anlayışı Nasıl Kazandırabiliriz?

Aslında cevap yukarıda bahsettiğimiz mükemmeliyetçi eğitim anlayışı doğrultusunda sergilediğimiz davranışlarımızda gizli. Bu davranışlarımıza tekrar bir dönüp bakmaya ihtiyacımız var. Bu doğrultuda davranışlarımızın yönünü; çocuklarımıza sürecin değerini fark ettirmeye ve bazı sonuçlara giden yolun sonunda elde edilenden çok, yolun kendisinin daha değerli olduğunu hissettirmeye yönelik olarak çevirebiliriz. Mükemmelin dipsiz kuyusuna doğru çocuklarımızı sürükleyecek baskı ortamları yaratmaktan kaçınabiliriz.

Sonuç olarak; “Çocuklarımıza bir kabak gibi iki aylık değil, toprağı sımsıkı köklerle tutan, yüzyıllık bir kavak ağacı gibi olabilme değerini, kendi “gerçekçi iyimserlik” dönüşümümüzle kazandırabiliriz.”


Kaynakça:

Sahar, T. B. (2010) Mükemmeli Aramak – Mutluluğun Önündeki Duvar. Ankara: Elma Yayınevi

Barış Sarısoy / twitter: @barissrsy 

 

Yazar

Barış Sarısoy
Akademik Koordinatör & Eğitmen

Ne söylemek istersiniz?